Açık Lise Psikoloji 2 Ders Özetleri

admin
Aralık 23, 2019

ÜNİTE 1 - ÖĞRENME, BELLEK, DÜŞÜNCE 1 KONU - ÖĞRENMENİN TANIMI Öğrenme: Okuyarak veya yaşayarak, bilinçli veya bilinçsizce, kendi kendinden veya başkalarından alınan bilgi ve duygunun davranış veya düşünce düzeyinde meydana getirdiği kalıcı değişikliklerdir.

Öğrenmenin Özellikleri

  • Öğrenme davranışta bir değişikliktir.
  • Davranış değişikliğinin gözlenebilir olması gerekir.
  • Değişikliğin devamlı ve kalıcı olması gerekir.
  • Tekrar ve yaşantılar (deneyimler) sonucu meydana gelmesi gerekir.

Neler Öğrenme Sayılmaz?

  • Geçici davranışlar öğrenme sayılmaz.
  • Büyüme, olgunlaşma sonucu ortaya çıkan değişmeler de öğrenme sayılmaz.
  • İçgüdü davranışları öğrenme sayılmaz.
  • Refleksler öğrenme değildir.

2 KONU - ÖĞRENME TÜRLERİ Koşullanma Yoluyla Öğrenme

Klasik Koşullanma: Organizmanın doğal uyarıcıya gösterdiği tepkiyi yapay uyarıcıya da göstermeyi öğrenmesidir. İki uyarım ya da olay arasında bağ kurulur ve çağrışım oluşur. Organizma uyarımlardan biri ile karşılaşınca diğerini hatırlar. Deneysel olarak incelenen ilk koşullanma türüdür. Bu öğrenme şekli, ilk kez Rus bilim adamı fizyolog İ. Pavlov (1849-1936) tarafından ortaya atılmıştır. Pavlov, zile salya tepkisi vermeyen köpeğe bir süre sonra zil karşısında salya tepkisi vermeyi öğretmiştir.

Köpek Deneyinde Klasik Koşullanma Süreci

  • Koşullanma Öncesi: Koşulsuz uyarıcı (Yiyecek)= Koşulsuz tepki (Salya)
  • Koşullanma Öncesi-2 : Nötr uyarıcı (Zil)= Tepki yok.
  • Koşullanma Sırası: Zil+ yiyecek= Koşulsuz Tepki (Salya)
  • Koşullanma Sırası: Koşullu uyarıcı (Zil Sesi)= Koşullu Tepki (Salya)

Klasik Koşullanmanın Günlük Hayattaki Uygulamaları

  • Herhangi bir şeyden duyulan yoğun ve mantık dışı korkular olan fobiler, genellikle bireyin çocukluğunda yaşanan ürkütücü durumlardan, korku koşullanmasından oluşur.
  • Bazı davranışların ve bilgilerin uzun süre yinelenmesi koşullanmalara yol açar.
  • Reklamlarda ürünler, markalar ya bir reklam müziği, ya hedef kitlenin ilgisini çeken bir kişi, ya bir sembol ya da bir maskot ile ilişkilendirilmekte, izleyici bu uyaranlardan herhangi biriyle karşılaştığında söz konusu ürün ya da markalar arasında bağ kurmaktadır.

Edimsel (Operant) Koşullanma: Ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranışın yapılmasını öğrenmektir. Edimsel koşullanma ile ilgili ilk deneyleri yapan Amerikalı psikolog B. F. Skinner sadece tepkisel davranışların değil edimsel davranışların da şartlanabileceğine dikkati çekmiştir. Gözlenebilir çevresel uyarıcılardan bağımsız, içten gelerek kendiliğinden yapılan hareketlere ‘edim’ adını veren Skinner, 18 bu edimlerin onları izleyen sonuçlardan etkilendiğini ileri sürmektedir. Edimsel koşullanmada öğrenilenlerin kalıcılığının sağlanmasında tekrar ve pekiştirme önemli bir yer tutar, Farenin pedala basma sayısındaki artış, pedala basma davranışının yiyecekle pekiştirilmesi ile açıklanır.

Edimsel Koşullanma Kavramları

Pekiştirme: Bir davranışın tekrarlanma olasılığını, davranışın hemen ardından bir pekiştiricinin sunumu sayesinde artırma, güçlendirme sürecidir.

Pekiştireç: İstenen davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran her uyarıcıdır.

Pekiştirme Türleri

Olumlu Pekiştireç: Davranışın hemen ardından verilerek davranışın ortaya çıkma ve tekrarlanma olasılığını artıran uyarıcılardır.

Olumsuz Pekiştireç: Ortadan kaldırıldığında veya verilmediği zaman davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran uyarıcılardır.

Olumlu Pekiştirme: Olumlu pekiştireçleri ortama koyarak davranışın yapılma olasılığını artırma işlemidir.

Olumsuz Pekiştirme: Olumsuz pekiştireçleri ortamdan çıkartarak davranışın yapılma olasılığını artırma işlemidir.

Koşullanmayla ilgili Temel Kavramlar

Genelleme: Bir organizmanın, koşullandığı durumlara benzer durumlara da aynı davranışı göstermesidir.

Ayırt Etme: Organizma, benzer uyarıcılara benzer tepkiler gösterebildiği gibi uyarıcılar arasındaki farkı da ayırt edebilir.

Sönme: Uyarıcının olmamasına bağlı olarak davranışın zamanla ortadan kalkmasıdır.

Kendiliğinden Geri Gelme: Sönme davranışı gerçekleştikten sonra organizmanın belli bir aradan sonra tekrar yapay (koşullu) uyarıcıya karşı tepki göstermeye başlamasıdır.

Klasik ve Edimsel Koşullanmanın Karşılaştırılması

Uyarıcı: Klasik koşullanmada belirgin bir doğal uyarıcı ile eşleştirilen nötr uyarıcı vardır. Yani uyarıcı basittir. Edimsel koşullanmada ise belirgin bir uyarıcı yoktur. Uyarıcı grubu vardır.

Davranış: Klasik koşullanma refleks davranışlarla, edimsel koşullanma ise bilinçli ve istekli davranışlarla ilgilidir.

Ödül: Klasik koşullanmada davranıştan bağımsız olarak verilir. Organizma istenen davranışı yapsa da yapmasa da ödülünü alır. Edimsel koşullanmada ise organizma yalnızca istenen davranış yapıldığında ödüllendirilir.

Katılım: Klasik koşullanmada organizma pasiftir. Edimselde ise aktiftir.

Öğrenme: Klasik koşullanmada duygusal, psikolojik ve fizyolojik davranışlar öğrenilirken, edimsel koşullanmada bilgi ve beceriler öğrenilir.

Koşullanma: Klasik koşullanmada önce uyaran vardır ve organizma ona tepki gösterir (U-T),edimsel koşullanmada ise önce davranış yapılır sonra tepkinin doğurduğu uyarıcı gelir. (T-U)

Bilişsel Öğrenme

Öğrenmelerin tümü, davranışçı psikologların ileri sürdüğü gibi U-T (uyarıcı-tepki) davranışları biçiminde yani mekanik değildir. Çoğu öğrenmelerde zihinsel etmenlerin rolü büyüktür.

Biliş: İnsanın dünyayı tanıma, anlama ve öğrenmeye yönelik gösterdiği tüm zihinsel etkinliklerdir. Bu öğrenme türünde dıştan alınan uyarıcılar algılanır, önceki bilgilerle karşılaştırılır ve yeni bilgiler oluşturulur. Oluşturulan yeni bilgiler belleğe depolanır. Bu sırada eski bilgiler de yeni anlamlar ve bağlar kazanır. Bilişsel kuram; öğrenmeyi, öncelikle zeka ile ilgili bir kavrama süreci olarak görür.

Yer öğrenme: Organizmanın çevredeki nesnelerin mekân içindeki yerleriyle ilgili bilişsel harita (önünde, kuzeyinde, solunda gibi) oluşturmasıdır.

Sezgisel Öğrenme (Kavrayış Yoluyla Öğrenme): Çözülmesi gereken problemin kavramları, elemanları arasındaki ilişkinin farkına birdenbire varılarak öğrenmenin gerçekleşmesidir. Aniden kavrama durumunun söz konusu olduğu bu öğrenmede organizmanın akıl yürütme gücü ve öngörüsü önemli rol oynar.

Model Alarak (Taklit Yoluyla) Öğrenme

Başka insanların davranışlarını gözleyerek ya da onları taklit ederek öğrenme yoludur. Bu öğrenme türünün bireyin sosyalleşmesi üzerinde çok büyük etkisi vardır. Bu yolla toplumsal bir varlık hâline gelir ve çevresine uyum sağlar. Bu öğrenmede model alınan kişilerin davranışlarının nasıl olduğu çok önemlidir çünkü bazen istenmeyen, zararlı alışkanlıklar da örnek alınabilir.

Farkına Varmadan (Örtük-Gizil)Öğrenme

Bilinçli bir çaba harcamaksızın istem dışı gerçekleşen öğrenmedir. Kimi durumlarda nasıl öğrendiğimizi hiç hatırlamasak bile kendimizi bir şeyleri öğrenmiş olarak buluruz. Oyuncaklarıyla oynayan bir çocuğun o esnada çalan bir müziğin sözlerini öğrenmesi gibi.

Psiko-Motor (Devimsel) Öğrenme

Bir işin, davranışın nasıl daha iyi, hızlı doğru ve hatasız yapılacağını öğrenmektir. Gündelik hayat, motor öğrenme gerektiren faaliyetlerle doludur. Bunlar arasında çatal-kaşıkla yemek yemeyi, araba kullanmayı, topu hedefe atmayı, bir müzik aletini çalmayı sayabiliriz. Bireyin bütün bu becerileri hızlı ve doğru olarak yapabilmesi için alıştırma gereklidir. Bu öğrenme birden fazla organların aynı anda çalışmasını gerektirdiği için beden, kas, zihin ve yapılacak iş arasında bir koordinasyon olması gerekir.

Deneme-Yanılma Yoluyla Öğrenme

Organizma, amaca ulaşmak veya problemi çözmek için çeşitli davranışlarda bulunur. Bu davranışlardan çözümü sağlayan davranışların benimsenip çözümü sağlamayan davranışların ise terk edilmesiyle gerçekleşen öğrenmedir.

3 KONU - ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Öğrenen ile İlgili Faktörler

Türe Özgü Hazır Oluş: Organizmanın, istenilen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması gerekir.

Olgunlaşma: Olgunlaşma bedensel ve zihinsel olarak bir işi yapabilecek seviyeye ulaşmaktır.

Yaş ve Zeka: İnsanlar yaşının özelliklerine göre öğrenirler çünkü yaşla birlikte bilişsel özellikler değişir.

Genel Uyarılmışlık Hali ve Kaygı: Bireyin dışardan gelen uyarıcıları alma derecesidir. Belli bir konuda duyulan endişe, korku ve üzüntü hâli olan kaygı da öğrenmeyi etkiler.

Güdülenme (Motivasyon): Öğrenmenin ilk şartı öğrenmeyi talep etmektir. Bireye zorla bir şey öğretemeyiz. Organizma ilgi duyduğu, önem ve öncelik verdiği, ihtiyacını karşılayan, ne işe yarayacağını anladığı konularda daha çok öğrenmeye isteklidir.

Öğrenmenin Aktarılması (Transfer): Eski öğrenmelerin yeni öğrenmeleri zorlaştırma ya da kolaylaştırma şeklindeki etkidir.

Eski yaşantılar yeni öğrenmeyi 2 şekilde etkiler:

  • Olumlu Aktarım (Pozitif Transfer): Önceki öğrenmelerin bugünkü öğrenme sürecini kolaylaştırmasıdır.
  • Olumsuz Aktarım (Negatif Transfer): Önceki öğrenmelerin bugünkü öğrenme sürecini zorlaştırmasıdır.

Öğrenme Yöntemi ile İlgili Faktörler

Öğrenilen Konunun Yapısı: Konunun parçalara bölünerek ya da bütün halinde çalışılmasıyla ilgilidir. Hangisinin daha yararlı olduğu ele alınan konuya göre değişir.

Öğrenmeye Ayrılan Zaman: Konunun aralıklı ve toplu olarak çalışılmasıyla ilgilidir.

Geri Bildirim (Dönüt-Düzeltme): Öğrencinin yaptığı çalışmanın doğruluğu, yanlışlığı, eksikliği gibi öğrenme süreci ve performansı konusunda bilgilendirilmesidir.

Öğrencinin Aktif Katılımı: Öğrenilecek olanla etkileşim öğrenme çabasına girmektir.

Öğrenme Malzemesi ile İlgili Faktörler

Algısal Ayırt Edilebilirlik: İçinde bulunduğu ortamdan farklı olan ve kolayca ayırt edilebilen malzeme dikkati çekeceği için daha kolay öğrenilir.

Anlamsal Çağrışım: Öğrenilecek malzeme ne kadar anlamlı ise o kadar kolay öğrenilir. Anlamsız kelimeler, anlamlı kelimelere nazaran daha zor öğrenilir.

Kavramsal Gruplandırma (Kavram Haritası): Bilgilerin gruplanması ve sınıflanması, kavramlar arasındaki ilişkilerin şematize edilmesi bilginin zihinde somut ve görsel bir şekilde düzenlenmesini ve öğrenilmesini sağlar.

Sosyo-Kültürel Etkenler

Çocuğun öğrenme sürecinden haz alması, yeni denemelerde bulunması, karşılaştığı güçlüklerden yılmaması, risk alması gibi konular farkında olmadan içinde bulunduğu sosyo-kültürel çevresi tarafından belirlenmektedir.

4 KONU - ÖĞRENME STRATEJİLERİ Öğrenmeyi Öğrenme: Bilgiyi arayıp bulan, bunları kullanarak yeni durumlar için Görsel 1.25 31 gerekli bilgiyi kendi kendine üreten, yaşamında kullanan, toplumda meydana gelen değişimlere ayak uyduran ve aynı zamanda bu değişimlerin kaynağı olan bireylerin yetişmesini hedefleyen bir eğitim anlayışıdır.

Öğrenme Stratejisi: Bireyin kendi kendisine öğrenmesini kolaylaştıran tekniklerin her biridir.

Aktif Öğrenme

Öğrenenin öğrenme sürecinin sorumluluğunu taşıdığı, öğrencilerin dinlemekten çok derse katıldığı, öğrencilerin becerilerinin geliştirilmesinin hedeflendiği, okuma-yazma-tartışma gibi etkinliklerle desteklenen bir öğrenme sürecidir.

HAYAT BOYU ÖĞRENME

Hayat boyu öğrenmede belirleyici olan öğrenmenin sürekliliği ilkesidir. Diğer ilkeleri ise değişim, kendi kendine öğrenme, araştırmacılık, öz değerlendirme, sınıf dışında öğrenme, eğitimi yönetmedir. Hayat boyu öğrenme, bireyin olduğu her yerde gerçekleşebilen; yer, zaman, yaş, eğitim düzeyi gibi her türlü kısıtlamayı ortadan kaldıran örgün ve yaygın eğitim süreçlerini kapsayan bir kavramdır.

5 KONU - BELLEK VE TÜRLERİ

Belleğin Tanımı: Bellek, geçmiş yaşantıların, kazanılan bilgi ve becerilerin saklanmasını ve gerektiğinde yeniden canlandırılmasını sağlayan bilişsel bir süreçtir.

Duyusal Bellek: Duyu organları tarafından kayıt edilen bilgilerin işleme sistemine girmeden önce kısa bir süre tutulduğu bilgi deposudur.

Kısa Süreli Bellek: Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi, kısa süreli belleğe geçer. Bilgiyi tutma süresi (2 sn ile 20 dk arasında) ve kapasitesi sınırlı (6, 7 veya 10 rakam hatırlanabilen) olan bellek aşamasıdır.

Uzun Süreli Bellek: Bilgiyi, beceriyi; saatler, günler, aylar ve yıllarca zihinde tutar ve hatırlamayı sağlar. Uzun süreli bellek 3 çeşittir:

  • Anısal Bellek: Yaşantılarla ilgili bölümdür. Bizde duygusal etki bırakan belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir.
  • Anlamsal Bellek: Uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, sorun çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür.
  • Örtük Bellek: Başlangıçta bilerek öğrenilen zamanla otomatikleşen beceriler farkında olmadan öğrenilen şeyler ile nedenini bilmediğimiz korkuların bulunduğu bellek türüdür.

6 KONU - BELLEĞİN TEMEL İŞLEVLERİ Kodlama: Algılama ve öğrenme sonucu kazanılan bilgilerin düzenli bir biçimde uzun süreli belleğe yerleştirilmesidir. Böylece kaydedilen bilgilerin kalıcılığı sağlanarak işler hâle getirilir. Kodlama ile elde edilen bilgiler, izlenimler simge ya da sembollerle belleğe sistemli, düzenli bir şekilde yerleştirilir.

Saklama (depolama): Kodlanarak belleğe kaydedilen bilgiler, gerektiğinde kullanılmak üzere uzun süreli bellekte depolanır.

Çağırma: Uzun süreli belleğe kaydedilerek saklanan bilgilerin gerekli olduğunda yani bizim arzu ve irademizle bilince çıkarılmasıdır.

Hatırlamayı Etkileyen Bazı Faktörler

  • Öğrenen kişinin bellek gücü
  • Öğrenilen materyalin anlamlı ya da anlamsız olması
  • Öğrenilen materyalin kullanım sıklığı
  • Öğrenme derecesi
  • Öğrenme malzemesinin örgütlenmiş olması
  • Duygusal ve toplumsal etkenler
  • Öğrenmeyi izleyen zamandaki faaliyetler hatırlama sürecini etkiler
  • Ortam

Unutma ve Nedenleri

Unutma: Kısa süreli bellekteki bilgilerin tamamen silinmesiyle, uzun süreli bellekte de bilgilerin gerekli bağların kurulamamış olması nedeniyle çağrılamamasıdır. Gerçekleştirdiğimiz bir öğrenmenin, kendinden önceki ya da sonraki öğrenmeleri engellemesi unutmaya sebep olur. Bu olaya “bozucu etki” (ket vurma) denir.

  • İleriye Ket Vurma: Önceki öğrenmenin yeni öğrenmeyi unutturmasıdır.
  • Geriye Ket Vurma: Sonraki öğrenmenin önceki öğrenilenleri unutturmasıdır.

7 KONU - DÜŞÜNME Düşünme insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliğidir. Psikolojide düşünme denince, nesneler, durumlar arasındaki bağıntıları kavrama; bu bağıntılardan yararlanarak bir takım soyutlamalar, kavram oluşturmalar, akıl yürütmeler, hüküm verme gibi zihinsel etkinlikler anlaşılır.

Düşünmenin Temel Birimleri

Sembol (simge): Nesne, olay veya süreçleri temsil etmek için seçilen, onların yerine kullanılan işaretlerdir. Semboller bir anlamı, varlığı veya kavramı belirtir.

İmge: Algıladığımız, öğrendiğimiz, kavramlaştırdığımız oluşların, nesnelerin bilince yansıyan görüntüsüdür. İmgeler, sanki nesnelerin, kavramların, olayların zihin tarafından çekilmiş filmi gibidir.

Kavram: Nesne ve olayların ortak özelliklerini kapsayan ve onları bir sözcük altında toplayan zihindeki genel soyut tasarımdır.

Kategori (soyutlama): Bir özelliği ya da öğeyi bağlı olduğu bütünden, düşünce ya da sözle ayırmadır.

8 KONU - DOĞRU KARAR VERME

Karar Verme: Belirli bir başlangıç noktası olan ve bu başlangıçtan itibaren değişik iş, faaliyet veya düşüncelerin birbirini izlediği ve sonunda bir tercihin yapılması ile sonuçlanan süreçtir.

Problem Çözme: Kişinin kendisini hedefine ulaştıracak araç ve davranışları seçmesi, kullanması ve böylece karşısına çıkan engelleri aşma sürecidir. Problem çözme becerisinde bireysel etkenler de rol oynar.

  • Zihinsel Kurulum: İnsanların daha önceden edindiği belirli şeyleri yapma biçimleri yani alışkanlıkları yeni problemleri de aynı biçimde ele almalarına neden olur.
  • Zeka: Birey ne kadar zekiyse problem çözmede o kadar başarılıdır.
  • İşleve takılma: Bir tür zihinsel kurulum olan işleve takılma bir nesnenin sadece belirli kullanımlarını görebilme eğilimidir.
  • Güdülenme: Problem çözebilmek için çözümü merak etmek, amaca ulaşmayı engelleyen unsurları ortadan kaldırmayı istemek gerekir.

İrdeleme (Akıl yürütme yoluyla problem çözme): Mantık kurallarına dayalı olan bu düşünmede durum değerlendirilir, amaç belirlenir, neden-sonuç ilişkileri kurulur ve alternatifler gözden geçirilerek problemin sonucuna sistemli bir şekilde ulaşılır.

Zeka Testleri

Zeka testleri; dil becerileri, sözsüz muhakeme, soyut düşünme, görsel- uzaysal beceriler, dikkat ve dikkati yoğunlaştırma ve bilgi işlemenin hızı gibi zekâyı oluşturan çeşitli işlevleri ölçmek için hazırlanan materyallerdir.

Grup Testleri: İlk defa Amerika Birleşik Devletleri’nde orduda askerleri kabiliyetlerine göre sınıflandırmak amacıyla kullanılan ordu alfa ve beta grup testleridir. Birden fazla kişinin zeka derecesini ölçmek için hazırlanmış olan testlerdir.

Bireysel Zeka Testleri: Bireylere tek tek uygulanan testlerdir.

İyi Bir Zeka Testinin Özellikleri

Güvenirlik: Aynı işlemle benzer koşullarda tekrarlanan ölçümlerin benzer sonuçlar vermesidir.

Geçerlilik: Test neyi ölçmek için hazırlanmışsa onu ölçmesi gerekir.

Normları Olmalıdır: İyi bir test standart bir gruba ya da gruplara dayanan normlara sahip olmalıdır.

Standardizasyon: Bir test ne kadar geçerli ve güvenilir olursa olsun hazırlandıkları kültürün etkilerini taşır.

9 KONU - ZEKA TÜRLERİ Sözel Zeka: Dille yaptığımız her türlü çalışmayla ilgilidir. Düz yazı, şiir, rapor, mektup, roman yazabilme, dinleyiciler önünde konuşma yapabilme, başkasını dinleyebilme, ne söylediğini anlayabilme yeteneği sözel zekâ ile ilgilidir.

Görsel-Mekansal Zeka: Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutlu nesneleri algılama ve akıl yürütme becerisidir.

Duygusal Zeka: Bireyin sahip olduğu zeka potansiyelini nasıl açığa çıkarabileceği ve doğru bir biçimde nasıl kullanabileceğini gösteren bir yetenektir.

 

ÜNİTE 2 - RUH SAĞLIĞININ TEMELLERİ 1 KONU - KİŞİLİK Bir insanı başkalarından ayıran, bireyin iç ve dış çevresine uyum sağlamak için geliştirdiği duygu, düşünce ve davranış özelliklerinin tutarlı olduğu, kalıplaşmış alışkanlık haline gelmiş ilişkiler bütünüdür. Bu tanımda vurgulanmak istenen noktalar şunlardır:

Özgünlük: Her birey, kendisini diğer bireylerden farklı kılan özelliklere sahiptir. Bu özel ve ayırıcı davranışlar onu biricik kılar.

Tutarlılık: Kişilik çok sayıda birimlerden oluşan bir sistemdir ve her birim birbiriyle bağlantılı bir örüntü oluşturur.

Tahmin edilebilirlik: Dışa yansıtılan ve yansıtılmayan niteliklerden oluşan kişilik, bireyin çevresiyle kurduğu ilişki biçimini belirler.

Kişiliği Şekillendiren Etkenler

Biyolojik Etkenler (Kalıtım): Kalıtım, bireyin anne ve babasının birtakım özelliklerinin kromozomlar vasıtasıyla bireye geçmesini ifade etmektedir. Fiziksel özelliklerin yanı sıra bazı davranış ve alışkanlıkların da genlerle geçtiği tespit edilmiştir. Kişiliğin kalıtımla getirilen fizyolojik eğilimlerin oluşturduğu ve kolay kolay değişmeyen yanı mizaç olarak ifade edilir.

Koşullama: Kişiliğin oluşmasında öğrenme ilkeleri de etkili olmaktadır. İnsanlar hem klasik hem de edimsel koşullama yoluyla kişilik kazanabilirler.

Aile Etkileri: Bireyin yaşadığı ilk çevre olan aile, kişiliğin oluşmasında en önemli çevresel faktördür. Ailenin çocuk yetiştirme biçimleri, anne baba yokluğu, çocukların doğuş sırası, çocuğa sağlanan beslenme ve öğrenme yaşantıları, ailenin büyüklüğü, aile içerisinde eşler arasındaki ilişkiler, ailenin sosyal sınıfı gibi faktörlerin, kişiliğin oluşmasında oldukça belirleyici rolleri bulunmaktadır.

Bilişsel Koşullar: Kişiliğin şekillenmesinde zihinsel işlevlerin de etkisi vardır. Özellikle çocukluk ve gençlik çağlarında kişiliğin gelişmesi, sağlıklı ilişkiler kurulması ve sürdürülmesi kişinin bilişsel koşulları ile yakından ilgilidir.

Çevresel Faktörler: Doğumdan sonra bireyin çevresini, içinde yaşadığı fiziki ortam ve toplum oluşturur. Fiziki çevre; coğrafi konumuyla, iklim koşulları, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, tarihsel, kültürel, ekonomik, siyasal yapısıyla bireyin yaşam ve kişiliğinde belirleyici rol oynar.

2 KONU - KİŞİLİK KURAMLARI Psikanalitik Kuram

Psikanalitik kurama göre kişiliğin bilinç, bilinç öncesi ve bilinçaltı olmak üzere üç yönü vardır:

  • Bilinç: O an farkında olunan her türlü duyum ve yaşantıların bulunduğu düzeydir.
  • Bilinç öncesi: O an farkında olunmayan ancak çağrışımla ya da belli bir zihni çabayla bilince taşınması mümkün olan bilgilerin ve yaşantıların bulunduğu katmandır.
  • Bilinçaltı: Bir buzdağının görünmeyen yüzüdür ve bilinçaltı bilgilere her istediğimizde ulaşamayız.

 

Psikanalitik kuramın öncüsü olan Sigmund Freud’a göre kişilik üç ana sistemden oluşur:

  • İD (alt benlik): Kişiliğin en ilkel kalıtımsal dürtü ve arzularını içerir. Dış koşullardan bağımsız olarak acıdan kaçınmaya ve haz elde etmeye çalışır. İd, bencildir, arzularının hemen yerine getirilmesini ister.
  • Ego (benlik): Kişiliğin psikolojik yanıdır. İdin isteklerini denetim altında tutmaya çalışan kişilik birimidir. Ego, gerçeklik ilkesine uygun olarak hareket eder. İdden gelen isteklerin uygun olanlarını yerine getirir, uygun olmayanları ise bekletir.
  • Süper Ego (üst benlik): Kişiliğin toplumsal değerlerle ilgili ahlaki yanını ifade eder. İnsanların davranışlarını, toplumdaki değerlere göre yorumlar. Kısaca, bireyin vicdanıdır.

Freud’a göre kişiliğin oluşmasını sağlayan, bu birimlerden hangisinin baskın olduğudur. Freud’a göre ego ve süper ego, ide bağlı olarak gelişir. İdden gelen ve ego tarafından benimsenmeyen arzu ve istekler bilinçaltına atılır.

Psiko Sosyal Kuram

Bu kurama göre bireyin temel kişilik özellikleri sadece yaşamın ilk yıllarına bağlı değildir. Bireysel gelişim bütün yaşam boyunca devam eder. Bireyin gelişiminde hem sosyal çevrenin hem de biyolojik temelli, doğuştan getirilen, bazı özelliklerin rolü vardır. Erikson’a göre insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır:

  • Bebeklik Dönemi Temel Güven- Güvensizlik (0-1)
  • Okul Öncesi Dönem, Özerklik- Kuşku/ Utanç (1-3)
  • Okul Öncesi Dönem, Girişimcilik-Suçluluk (3-6)
  • Başarı- Yetersizlik Duygusu (6-12)
  • Ergenlik Dönemi, Kimlik Kazanma-Rol Karmaşası (12-20)
  • İlk/ Genç Yetişkinlik Dönemi, Yakınlık-Yabancılaşma/ Yalıtılmışlık (17-30)
  • Yetişkinlik Dönemi, Üretkenlik-Verimsizlik/ Durgunluk (30-60)
  • Yaşlılık Dönemi, Benlik Bütünlüğü-Umutsuzluk (60+ yaş)

Erikson’a göre, her gelişim döneminin kendine özgü bilişsel ve ahlaki farklı gelişimsel hedefleri vardır ve bu hedefler bireyin gelişiminde ve olgunlaşmasında oldukça etkilidir. Kişi her gelişim döneminde farklı bir çatışma veya karmaşa ile karşılaşır. Bireyin herhangi bir gelişim dönemindeki hedeflerini gerçekleştirebilmesi için, o dönemde karşılaşmış olduğu çatışmaların ya da karmaşaların üstesinden gelmesi gerekir.

Fenomenolojik Kuram

Hümanistik kuram olarak da adlandırılan bu kurama göre, kişiliğin temelini kişinin doğuştan getirdiği özellikleri değil, çeşitli olaylar sonucu ortaya çıkan özel yaşam deneyimleri oluşturmaktadır. Gerçek, bireyin algıladığı biçimde yorumlanır ve insanlar algılarına göre davranırlar.

3 KONU - BİREYSEL FARKLILIKLAR İnsanlar arasında birtakım fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal farklılıklar vardır. Bu farklılıklar aslında insanın bireysel bir varlık olduğunun göstergesidir. İnsanların farklılıkları onları biricik ve özel yapar. Bireysel olarak eksikliklerinin ve yeteneklerinin bilincinde olan insanlar sorunlarını çözmede, arkadaş, meslek seçiminde nasıl davranacağını bilir.

KİŞİLİĞİN ÖLÇÜLMESİ

Kişilik, sayısız etmenden oluşan kapsamlı bir unsur olduğu için onu, ölçme değerlendirme işi oldukça zordur ancak psikolojide kişilik gibi öznel bir özellik bile artık ölçülebilmektedir. . Kişilik testleri hazırlanırken sosyallik, saldırganlık, sorumluluk ve duygusallık gibi ölçülmek istenen kişilik özellikleri belirlenir, bu özelliklere göre sorular hazırlanır.

Kişiliği Ölçme Yolları

  • Gözlem ya da görüşme
  • Testler
  • Objektif Testler
  • Projektif Testler

4 KONU - STRES VE NEDENLERİ Stres: Fiziki ve sosyal çevreden gelen olumsuz etkenlerin, kişi tarafından tehdit edici veya zararlı olarak değerlendirilmesi sonucunda, bedensel ve psikolojik boyutlarda ortaya çıkan aşırı uyarılma halidir.

Olumlu (iyi) Stres: İnsanların ulaşmak istedikleri amaçlarla ilgilidir. Sonucunda kazanç veya keyif sağlayan durumlar oluşur.

Olumsuz (Kötü) Stres: İnsanların kaçınmak istedikleri durumlarla ilgilidir. Bireyin kendine güvenini kaybetmesine neden olan, yetersizlik duygularına sevk eden, çaresizlik, umutsuzluk ve hayal kırıklığına yol açan strestir.

Engellenme ve Çatışma

Belirli bir hedefe yönelen ihtiyaç, güdü ve davranışın amaca ulaşmasının önlenmesine engellenme denir. Engellenmeler de bireyde stres oluşturur.

Bireyin iki farklı istek, duygu, düşünce ve olasılık karşısında kaldığında bunlardan birini seçememesi durumuna çatışma denir. Bu da kişinin huzursuzlaşmasına, saldırganlaşmasına sebep olur.

Çatışma Türleri

Yaklaşma- Yaklaşma Çatışması (Hem Bu Hem O): İstenilen iki ya da daha fazla şeyden birini seçmekte yaşanan zorluğa denir.

Yaklaşma- Kaçınma Çatışması (Hem İsterim Hem İstemem): Bireyin aynı anda istediği, hem de kaçındığı bir durumla karşılaştığında yaşadığı çatışma türüdür.

Kaçınma-Kaçınma Çatışması (Ne Bu Ne O): Bireyin istemediği iki durumdan birini seçmek zorunda kaldığında yaşadığı çatışma türüdür.

Stresin Psikolojik Etkileri

Kaygı: Tasa, üzüntü, sıkıntı anlamındadır. Genel olarak olumsuz duyguların yaşandığı durumlar kaygının ortaya çıkmasına sebep olur.

Depresyon (Kayıtsızlık ve çökkünlük): Depresyon, stresli olaylar ve durumlar karşısında organizmanın huzursuzluğunu, tedirginliğini, sıkıntısını, durgunluğunu ve üzüntüsünü ifade etmektedir.

Psikolojik Yorgunluk: Aşırı stres ve zihnin aşırı çalışması sonucu psikolojik yorgunluk ortaya çıkar.

Stres ile Başa Çıkma Teknikleri

Davranışsal Stratejiler: Problemin çözümünü zorlaştıran olumsuz duyguların azaltılması ya da ortadan kaldırılması, fiziksel egzersiz yapılarak ve beslenme alışkanlıklarına dikkat edilerek mümkün olabilir.

Duygusal ve Bilişsel Stratejiler: Düşüncelerimiz ve bir olayı nasıl yorumladığımız duygu ve davranışlarımızı belirler. Çoğumuz bazı düşünce hataları yaparız

Duruma Bağlı (Problem Odaklı) Stratejiler: Stresle başa çıkmada zamanı iyi kullanabilme, sosyal destekten yararlanabilme, iletişim becerilerini geliştirebilme ve problem çözme becerileri geliştirebilme önemlidir.

5 KONU - SAVUNMA MEKANİZMALARI Bireyin engellenme veya çatışma yoluyla ihtiyaçları doyumsuz kaldığında ortaya çıkan aşırı kaygı durumundan kendini korumak için başvurduğu başarılı veya başarısız sonuçlanabilen davranış biçimleridir.

Bahane Bulma (Akla Uygun Neden Bulma, Mantığa Bürüme): Bireyin bir isteğine ulaşamaması durumunda, akla uygun bahaneler ileri sürerek yaşadığı hayal kırıklığı ve gerginliği hafifletmesi, başarısızlığını makul gösterecek bir neden bulmasıdır.

Bastırma: Toplumca kabul edilmeyen arzu, istek, duygu ve düşüncelerin ya da acı veren, kaygı doğurabilecek potansiyele sahip anı, dürtü ve deneyimlerin bilinç dışına itilmesi ve orada tutulmasıdır.

Yadsıma (inkar etme): Bireyin istemediği, rahatsızlık verici olay veya durumları yokmuş gibi davranması yani görmezlikten ve anlamamazlıktan gelmesidir.

Özdeşleşme: Çeşitli engellenmeler, başarısızlıklar karşısında birey, kimi zaman herhangi bir alanda başarılı kişi veya kişilerle ya da saygınlık ve güç simgesi olan bir kurumla kendini aynı görme, kendisini onlara yakın hissetmekle kısmen doyum sağlayabilmektedir.

Karşıt Tepki Geliştirme: Bireyde bazen suçluluk duygusu yaratan tehlikeli isteklerin yoğun olması, bunların baskı altında tutulmasını güçleştirmektedir.

Hayal Kurma: Birey, iç veya dış nedenlerden dolayı ihtiyaç ve güdüleri doyumsuz kaldığında, gerçek dünyada tatmin edilemeyen istek ve arzularını hayal âleminde gerçekleştirme yolunu seçebilmektedir.

Yer (yön) Değiştirme: Bireyin kendisinde kızgınlık, öfke ve kaygı yaratan olaylara gücünün yetmediği durumlarda; kızgınlığını ve öfkesini gücünün yettiği kişi veya eşyalara yöneltmesidir.

Telafi Etme (Ödünleme): Bireyin herhangi bir alandaki eksikliğini veya başarısızlığını başka alanlardaki etkinliklerle kapatma çabasıdır.

Yansıtma: Birey, toplum tarafından onaylanmayan, suçluluk duyguları uyandıracak nitelikteki güdü ve isteklerini dışa yansıtarak, bunları başka insanlarda görmeye başlamasıdır. Yansıtmanın bir diğer şeklinde ise kişi kendi eksikliklerinin ve yenilgilerinin sorumluluğunu ya da suçunu başkalarına yükler.

RUH SAĞLIĞI

Ruh Sağlığı bir anlamda bireyin duyuş, düşünüş ve davranışları arasında bir bütünlük olması, kendisi ve çevresi ile bir uyum ve denge içerisinde bulunmasıdır.

6 KONU - NORMAL VE ANORMAL KAVRAMLARININ TANIMI

Normal: Kurallara uygunluktur.

Anormallik: Az görülen değerdir ve normalden istenmeyen olumsuz yönde uzaklaşmayı ifade eder.

Ruh Sağlığını Korumada Dengelenme, Empati, Hobi ve İletişimin Önemi

Dengelenme (homeostasiz): Akciğer, beyin, kalp gibi organların fonksiyonlarının koordinasyonu ile organizmanın fizyolojik dengesinin sürdürülmesidir.

Empati: Bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru anlamasıdır.

NORMAL DIŞI DAVRANIŞ TÜRLERİ

Duygu Durum Bozuklukları

Çökkünlük (depresyon): En yaygın duygu durum bozukluğu çökkünlüktür. Bu hastalar karamsardır, isteksiz, üzgün, umutsuz ve mutsuzdur.

Taşkınlık (mani): Bu hastalar, taşkınlık olarak nitelendirilen boyutlarda duygulanım ve etkinlik içindedir.

İki Uçlu Bozukluk (Bipolar Bozukluk – Manik Depresif Psikoz): İki uçlu bozukluk iki ayrı hastalık dönemleriyle karakterize olan bir ruhsal bozukluktur.

Psikosomatik Bozukluklar

Konversiyon Reaksiyonu (Konversiyon Histerisi): Dönüşme (konversiyon), anksiyete yaratabilecek bilinçdışı isteklerin bilinç düzeyine ulaşmasını engelleyebilmek ya da zorlanma yaratan çevresel durumlardan kaçabilmek amacına yönelik ve gerçek bir organik nedeni olmayan bedensel hastalık belirtileri biçiminde ortaya çıkan, nevrotik düzeyde bir savunma mekanizmasıdır.

Somatizasyon Bozukluğu: Fiziksel bir temeli olmamasına rağmen süreğen, çoklu bedensel yakınmalar söz konusudur.

Hipokondri (Hastalık hastalığı): Organik temeli olmayan abartılmış fiziki yakınmalarla ortaya çıkar.

Dismorfik Bozukluk (Beden Biçimine Takıntılı Bozukluk): Kişinin görünüşü konusunda yüksek kaygı duymasıdır.

Kaygı (Anksiyete) Kaynaklı Bozukluklar

Anksiyete; nedeni bilinmeyen tedirginlik, endişe, sıkıntı, bunaltı ve korku halidir.

Yaygın Kaygı Bozukluğu: Birey tarafından “kötü bir şey olacakmış hissi”, “rahatsız edici bir endişe hâli” olarak ifade edilir.

Panik Atak: Çok kötü bir şeyin olacağı beklentisi ile aniden ortaya çıkan şiddetli tedirginlik, korku ve çaresizliğe paralel olarak kalp çarpıntısı, nefes darlığı, titreme, kendini kaybetme gibi fiziksel belirtileri olan kaygı halidir.

Fobi: Belirli nesne ve olay için duyulan, mantıksal olmayan aşırı korkudur.

Obsesyon (Takıntılı düşünce): Kişinin saçma olduğunu bildiği halde aklından atamadığı yersiz ve gereksiz düşüncelerdir.

Kompülsiyon (Takıntılı davranış): Kişinin kendini yapmaktan alıkoyamadığı yineleyici davranışlardır.

Kişilik Bozuklukları

Narsist Kişilik Bozukluğu: Kendini aşırı beğenme, kendine hayranlık durumuna dayanır. Narsist bireyler sürekli dikkat çekmeye çalışır, başkalarının kendisine hayran olmasını ister.

Bağımlı Kişilik Bozukluğu: Büyük ölçüde başkalarına bağımlı olma, bağımsız olarak seçim yapamama, karar verememe, terk edilme korkusu, yalnız kalmaya dayanamama bağımlı kişilik özelliklerindendir.

Çekingen Kişilik Bozukluğu: Diğerleri tarafından reddedilme eleştirilme, beğenilmeme, dışlanma, sevilmeme korkusuyla başkalarıyla ilişkiye geçmekten çekinmedir.

Anti Sosyal Kişilik Bozukluğu: Toplumun “psikopat” olarak nitelendirdiği kişilerdir. Yasalara aykırı davranışta ısrar, güvenliği umursamama, dürüst olmayan tutumlar, yalan söyleme, verdiği zararları umursamama, sinirlilik ve saldırganlık gibi davranışlar gösterirler.

Paranoid Kişilik Bozukluğu: Temel belirtisi insanlardan şüphe etmektir. Kişi sürekli diğerlerinden kötülük göreceği ya da diğerleri tarafından kullanılacağını düşünür. Çevrelerindeki olaylardan kendilerince mesajlar çıkarırlar.

Şizoid Kişilik Bozukluğu: Yetişkinliğin ilk dönemlerinde başlayarak oluşan ve insanlara ilgisizlik ve duygusal yaşantılarda duyarsızlaşma ile belirlenen bir kişilik bozukluğudur.

7 KONU - PSİKOLOJİK DESTEK TÜRLERİ Psikoanaliz: Bu tedavi psikoanalitik kurama dayanır. Bu kurama göre hastalığın nedeni, çocukluktaki bastırılmış dürtü ve saldırganlık duygularıdır. Tedavisinin ilk aşamasında serbest çağrışım ve rüya analizi kullanılarak hastanın bilinçaltındaki düşüncelerinin bilince getirilmesini sağlanır.

Davranışçı Tedaviler: Davranışçı öğrenme kuramına dayanan tedavilerdir.

  • Sistematik Duyarsızlaştırma: Özellikle korku ve fobilerin tedavisinde etkilidir. Bu yöntemde hasta korku yaratan durumlardan kademeli olarak gevşemeyi öğrenir.
  • Seçici Pekiştirme: Bu tedavi, yerleştirilmek istenen davranışlarda olumlu pekiştirme, istenmeyen davranışların kaldırılmasında ise söndürme uygulanmasını içerir.
  • Model Alma: Hasta sorunları uyumsal davranışlar yaparak çözen birisini gözler. Böylece uyumsal sorunlarla başa çıkma davranışlarını öğrenir.

Bilişsel Tedaviler: Bu tedavide hastanın bilinçli zihinsel süreçleri ile ilgilenilir.

Hümanistik Tedaviler: Bu yaklaşıma göre kişinin potansiyellerini gerçekleştirmesi engellendiğinde ve farklı yönlere çekildiğinde psikolojik bozukluklar ortaya çıkar. Bireyin büyüme, gelişme ve kendini gerçekleştirme yönünde doğal bir eğilimi olduğu varsayımına dayanarak özellik ve yeteneklerinin farkına varması amaçlanır.

Açık Lise 2. Dönem Sınavı
21 22 Mart 2020