Açık Lise Tarih 2 Ders Özeti

admin
Ocak 16, 2020

 ÜNİTE 1 - İLK VE ORTAÇAĞLARDA TÜRK DÜNYASI 1 KONU - TÜRK DÜNYASINDA İLK İZLER

 Türk Adı ve Anlamı

Türk dünyası tarihi yerli ve yabancı çok sayıda Türkoloji uzmanı tarafından yapılan araştırmalarda Türk adının değişik anlamlara geldiği ortaya konmuştur. A. Vambery (Vamberi) “türemek”, G. Nemeth (Nemet) “güç-kuvvet” A.N. Kononov (Kononov) ise “insan” anlamına geldiğini söyler. Ziya GÖKALP ise “töreli” anlamındadır. Kaşgarlı Mahmut 11. yy. da “olgunluk çağı” olarak adlandırmış iken en eski Çin kaynaklarında ise Türk adı “miğfer” olarak söylenmiştir. Türk adının siyasi olarak ilk kez kullanılması I. Göktürk Devleti(552) dönemine denk gelir.

Orta Asya’da İlk Kültürler

Ortaya çıkan arkeolojik çalışmalar Türk topluluklarına ait Orta Asya’da birçok kültür merkezi olduğunu ortaya koymuştur. Çok eski yıllarda bu  kültürlerle Türkler gelişme sürecini tamamlamıştır.

Anav Kültürü (MÖ 4500–MÖ 1000): Orta Asya’nın en eski kültürüdür. Türkmenistan’ın Aşkabat yakınlarında ortaya çıkar. At ilk kez bu kültürde görülür. İnsanlar yerleşik hayata geçmiştir, topraktan ve bakırdan eşyalar yapmıştır, dokumacılıkla uğraşmıştır ve küçükbaş ile büyükbaş hayvan beslemiştir.

Afanesyevo Kültürü (MÖ 3000–MÖ 1700): Türklerin en eski kültürüdür. Altay Sayan Dağları kuzeybatısında bozkırda ortaya çıkmıştır. Türkler bu dönemde avcılık ve hayvancılıkla uğraşmış, taştan ve bakırdan eşyalar kullanmıştır.

Andronova Kültürü (MÖ 1700–MÖ 1200): Altaylardan Hazar’ın doğusuna uzanan bölgede görülür. Bu kültürde bakır eşyalara ek olarak ilk kez altın ve tunçtan aletler yapıldı. Havyan figürleri gündelik eşyalara yansıdı.

 Karasuk Kültürü (MÖ 1200–MÖ 700): Adını Yenisey Irmağı’nın Karasuk kolundan almıştır ve nehrin çevresinde gelişim göstermiştir. Üstü çadırla örtülü olan dört tekerlekli araba, keçeden çadır ve koyun yününden dokunan eşyalar yoğun olarak kullanılmıştır.

 Tagar Kültürü (MÖ 700–MÖ 100): Abakan bölgesinde ortaya çıkmıştır. Orta Asya’nın en yeni ve en gelişmiş kültür merkezi olarak bilinir. Hayvan Üslubu bu dönemde oldukça gelişmiş bir şekil alır. Kurganlarda farklı araçlar, at koum takımları, seramikler yoğun olarak yer kaplar.

 İlk Türk Devletleri İle İlgili Başlıca Siyasi Gelişmeler

  • Asya Hun Devleti’nin kurulması MÖ 220
  • Asya Hun Devletinin yıkılması 216
  • Kavimler Göçü 375
  • Avrupa Hun Devleti’nin kurulması 375
  • Avrupa Hun Devleti’nin yıkılması 496
  • Kök Türk Devleti’nin kurulması 552
  • Kök Türk Devleti’nin yıkılması 630
  • Kök Türk Devleti’nin kurulması 682
  • Kök Türk Devleti’nin yıkılması 742
  • Uygur Devleti’nin kurulması 744
  • Uygur Devleti’nin yıkılması 840

2 KONU - HUNLARDAN UYGURLARA TÜRKLERDE DEVLET VE TÖRE

  Orta Asya İlk Türk Devletleri

Asya Hun Devleti (MÖ 220-216): Tarihte Türklerin kurduğu ilk teşkilatlı devlettir. Orta Asya’daki ilk büyük devlettir. Merkezi Ötüken’dir. Bilinen ilk hükümdarları Teoman’dır. Bu dönemde Çin’e yoğun akınlar olmuştur ve Çin Seddi yaptırılmıştır. Daha sonra tahta geçen Mete en parlak dönemlerini yaşatmıştır. Onlu sistem ile ordu Teşkilatlanmış ve çevredeki tüm devletler vergiye bağlanmıştır. Mete Han’dan sonra hükümdarlar Çinli prenseslerle evlenmişler ve entrikalar sonucu devlet zayıflamıştır. Daha sonra zaman içinde ülke Çin hakimiyetine girmiştir. Daha sonra bu durumu kabullenmeyen Çiçi mücadele etti ve devlet doğu ve batı olarak ikiye ayrıldı. Bağımsızlık yanlısı Çiçi önderliğinde olan Batı Hunları MÖ 36 yılında Çin tarafından yıkıldı. Doğu Hunları ise bağımsızlık kazansıysa da güney ve kuzey olarak tekrar ikiye ayrıldı.

  1. Göktürk Devleti (552-630): Tarihte Türk adını resmi olarak ilk kullanan devlettir. Bumin Kağan önderliğinde Türkler Avarları yendi ve 552 yılında kuruldu. Ülkenin batısı İstemi Yabgu tarafından yönetildi. Mukan Kağan en parlak dönemlerini yaşattı Kore’den Karadeniz’e kadar geniş bir coğrafyayı kontrol ettiler. Daha sonra Ta-po devletin başına geçti ve onun ölümünden sonra ortaya çıkan taht kavgaları devleti doğu ve batı olarak böldü. İki devlet de zamanla Çin egemenliğine girdi.
  2. Göktürk Devleti (682-744): ilk Göktürk devletinin Çin egemenliğine girdikten sonra 50 yıllık bir esaret dönemi başladı. Birçok Türk beyi bu dönemde Çin’e karşı isyan ederek bağımsızlık denemesinde bulundu. Bunlardan en önemlisi Kürşat’ın Çin sarayını basması olayıdır. Buradan doğan ateşle Kutluk Kağan önderliğinde başlayan isyanlar bağımsızlığı getirdi. Derleyip toplayan anlamında İlteriş ünvanını alan hükmdar, Apa Tarkan ünvanlı ilk Türk veziri Tonyukuk ile birlikte devleti yönetti. Daha sonra tahta Kapgan Kağan geçti. Bu dönemde sert politika ve Çin entrikaları devlete bağlı boyları isyana sevk etti. Daha sonra liderliğe Bilge Kağan geçti ve kardeşi Kültigin ordu komutanı, Tonyukuk ise meclis başkanı oldu. Bu üçlü devlete en parlak dönemini yaşattı. Ancak daha sonra gelen hükümdarlar bu güzel günleri devam ettiremedi. Bu sebeple Karluk, Basmil ve Uygur isyanları devleti yıktı.

Uygur Devleti (744-840): Orhun ve Selanga bölgesinde kurulan Uygurlar, Asya Hunları soyundan gelir. Göktürk devletine son vererek Bilge Kül Han tarafından Karabalsagun’da kurulmuştur. Daha sonra devletin başına gelen Moyen Çor devlete büyük topraklar katmıştır. Daha sonra Bögü Kağan döneminde Uygurlar Mahi dinini kabul etmiştir. Bu din insanların yaşam şeklini değiştirerek hareketsizliğe, et yememeye, savaşmamaya teşvik ederek savaşçılık özelliklerini kaybetmelerine yol açmıştır. Bu yüzden Uygurlar bilim, sanat ve edebiyatta ileri gitmiştir. 840 yılına Kırgızlar bu devlete son vermiştir. Günümüze kadar Orta Asya’da varlığını sürdüren Uygur Türkleri Çin’e bağlı Sincan Özerk Bölgesinde yaşam mücadelesi veriyor.

Türk Devletlerinde Gücün Meşruiyet Kaynağı

İlk Türk devletleri bağımsızlık, ülke, halk ve kanuna göre kurulmuştur. Türklerde kağana önetme yetkisi Göktanrı tarafından verilmişti. Bu duruma Kut anlayışı adı verilmiştir. Bu yüzden de Türklerde hükmetmek ilahi bir kökene dayanmıştı. Hükümdar halkı düşmanlardan korumalı ve dünya hakimiyeti yolunda adımlar atmalıydı. Kut kan yoluyla geçerdi. Hakan olmak için kut olan aileden olmak gerekirdi. Hanedanın her üyesinin tahta geçme hakkı vardı.

Orta Asya devletlerinde toplumsal yapı; oguş (aile), urug (aileler birliği), boy (ok), budun (millet) ve il (devlet) şeklinde birbirine çok bağlı olan yapılardan meydana gelirdi. Bu yapı içinde ön plana çıkan boylar, sosyal dayanışma ve canlılık taşıyordu. Bu durum, toplumdaki bireylere beraber hareket etme düşüncesi kazanarak  zorlu mücadelelerle uzun mesafeleri aşmışlardır.

Güç Paylaşımı ve Yönetim

İlk Türk devletlerinde Kağan devlet yönetiminden birinci derece sorumluydu. Töreye yeni esas koyarak yargılama yapabilirdi. Kağanlar ordunun başında savaşma, Türkçe konuşan toplulukları bir çatı altında toplamak, birliği sağlamak gibi görevler üstlenmiştir. Kağanın eşi devlet yönetiminde söz sahibiydi. Elçi kabul edebilirlerdi. Devlet meseleleri Kurultay denen mecliste karara bağlanırdı. Kurultay üyelerine Toygun denirdi. Türk devletlerinde hükümdarlara; şanyü, tanhu, han, kağan, yabgu, ilteber, idikut gibi unvanlar almıştı. Ayrıca Türklerde bazı hükümdarlık sembolleri olarak taht, otağ, kotuz, tuğ ve yay kullanılmıştır. Ayrıca Türklerde devlet “ikili teşkilat” anlayışı ile yönetilirdi. Kağan ülkenin doğu kanadını yönetirken batı kısmında da yabgu unvanlı hanedan mensubu idareden sorumlu olurdu.

İlk Türk Devletlerinde Töre

Hukukun temeli sözlü hukuk kuralları denen töreye dayanıyordu. Töre kuruluş ve işleyiş düzenini ifade ediyordu. Aileden başlayarak devlet hayatına kadar kuralları belirleyen töre, sosyal düzeni sağlayan örf, adet ve gelenekler ve ahlaki değerlerden beslenirdi.

3 KONU - COĞRAFYA VE KADER, ORDU MİLLETİN GÖÇLE İMTİHANI

Orta Asya’nın Coğrafyası

Türklerin anayurdu olan Orta Asya sıradağlarla çevrilidir. Çevresi çöl ve bozkırlarla kaplıdır. Bölgede sert bir karasal iklim görülür. Bu durum da Türklerin savaşçı özelliğini ön plana çıkarmıştır.

Türklerin Ana Yurttan Göçleri

Göç sosyal bir olaydır. Türkler farklı sebepler yüzünden başka yerler göç etmişlerdir. Bu göçlerden Orta Asya Türk Göçleri sonuçları ve geniş sahalarda farklı medeniyetleri etkilemesi ile uzun yıllar sürmüştür.

Türk Askerî Kültürü

Türkler tarih boyunca savaşçı olarak bilinir. Diğer kavimler tarafından verilen bu kimlik yaşanan coğrafya şartlarına bağlı olarak ve Türk boyları ile diğer milletlerle olan mücadeleler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bozkırın zor şartları disiplinli, teşkilatçı, dayanıklı ve mücadeleci bir millet ortaya çıkarmıştır. Türk toplumunda eli silah tutan herkes asker sayılır. Sürekli olarak Türk ordusunda kadın-erkek, genç-yaşlı herkes her an savaşa hazır durumdadır.

 4 KONU - KAVİMLER GÖÇÜ (375)

Kavimler Göçü’nün Sebepleri

Asya Hun Devleti zayıflayarak yıkılış sürecine girmesiyle Orta Asya’daki Türk boyları bağımsız hareket etmeye başladı. Zamanla artan nüfus ve çeşitli sebepler ile 1. Yüzyıldan itibaren batıya göçleri getirmiştir. Böylece 200 yıllık bir göç süreciyle Volga Nehri çevresine kadar ilerlemişlerdir. O dönemde Karadeniz kuzeyinde yaşayan Cermen kökenli kavimler bulunuyordu. Balamir önderliğinde Hun Türkleri önüne çıkan ve Romalılar tarafından barbar denen kavimleri beraberinde Avrupa’nın içlerin doğru sürükledi. Böylece Avrupa’nın bugünkü yapısı o dönemde şekillenmeye başladı. Bu büyük göç olayı Kavimler Göçü olarak tarihe geçti.

Kavimler Göçü’nün Sonuçları

  • Avrupa uzun yıllar karışıklık yaşadı.
  • İlk çağ kapandı Orta Çağ başladı.
  • Roma 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldı. Batı Roma 476’da yıkıldı.
  • Germen kavimler arasında Hristiyanlık yayıldı ve kilise ile papalık güçlenerek skolastik düşünce egemen oldu.
  • Avrupa’nın etnik yapısı değişti.
  • Avrupa’da feodalite rejimi ortaya çıktı.

Avrupa Hun Devleti (375-469)

Hunlar Don ve Volga ırmakları arasında bulunan Alanların topraklarını ele geçirdi. Burada Balamir idaresinde batıya doğru harekete geçti ve önüne çıkan kavimleri batıya doğru göçe zorladılar. Balamir’den sonra hükümdar olan Uldız devletin genel politikasını belirledi. Doğu Roma baskı altında tutulurken Batı Roma ile dostluk kurulmaya çalışıldı. Atilla döneminde en parlak dönemlerini yaşadılar. Tanrının Kırbacı olarak anılan Atilla Doğu Roma ile 434 yılında Margus Anlamasını imzaladı. Böylece Doğu Roma vergiye bağlandı. Ancak sözlerini yerine getirmedikleri için yeniden Balkan Seferi oldu. Bu seferde sona Hunların karşısında bir kuvvet kalmadı. Daha sonra İkinci Balka Seferi ile Batı Roma üzerine yüründü. İtalya’ya kadar giden Atilla’ya Papa başkanlığında bir barış heyeti geldi. Daha sonra Attila barışı kabul etti ve dönüşte de öldü. Ancak daha sonra gelen hükümdarlar aynı başarıyı sürdüremedi.

 5 KONU - Türk Devlet ve Toplulukları

Karluklar (627-1212): Talas Savaşından sonra Çinlilere karşı Müslümanların yanında yer alarak İslamiyet’i kabul eden ilk Türk topluluğu oldular. Karahanlı devletini kurdular.

Kırgızlar (840-1207): Uygur devletini yıkarak Ötüken’de kendi devletlerini kurdular. Daha sonra Moğol ve Rus egemenliğinde uzun yıllar kaldılar. Daha sonra 1991 yılında bağımsız devletlerini kurdular.

Oğuzlar (766-1000): İlk olarak Dokuz Oğuz Kağanlığı altında toplandılar. Sonra Göktürk ve Uygur hakimiyetine girdiler. Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı devletini kurarak İslam dinine büyük hizmetlerde bulundular.

Avarlar (558-805): Asya Hun Devleti yıkılında Moğolistan’da kuruldular. Daha sonra Göktürk devletinden sonra batıya göç ederek Avrupa’da devlet kurdular. İstanbul’u iki kez kuşatarak zamanla Slav etkisinde kaldılar.

İtil (Volga) Bulgar Devleti (680-1391): Büyük Bulgar Devleti yıkılınca kuruldular. Ticari ilişkiler sonucu İslamiyet’i kabul ettiler.

Tuna Bulgar Devleti (679-869): Asparuh tarından kuruldu ve Boris Han zamanında Hristiyanlığı seçti.

Türgişler (659-766): Emevilerle mücadele ederek Orta Asya’da hakimiyet kurmalarına engel oldular. Kendi adlarına para bastırdılar.

Hazarlar (630-968): Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzeyinde kuruldular. Bizans, Sasani ve Müslüman Araplar ile siyasi ilişki kurdular. Doğu Avrupa tarihinde rol oynadılar. Museviliği benimseyen tek Türk topluluğudur. Ruslar yıkmıştır. Hazar Denizine isimlerini vermişlerdir.

 ÜNİTE 2 - İSLAM MEDENİYETİNİN DOĞUŞU 1 KONU - İSLAMİYET'İN DOĞDUĞU DÖNEMDE Son peygamber Hz. Muhammet Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının yakınlaştığı Arap Yarımadası icaz bölgesinde yer alan Mekke’de 571 yılında doğdu. Bu dönemde bölgede Bizans ve Sasaniler iki büyük güçtü. Arap yarımadası çölle kaplı olduğu için bu devletler tarafından işgal edilmemiştir.  O dönemde Ortodoks olan Bizanslar Balkanlar, Anadolu ve Ortadoğu’ya hakim olmuştur. Afrika’da ise Etiyopya ve Somali topraklarında ise Habeş Krallığı bulunuyordu. Orta Asya’da ise Göktürk Devleti hakimiyet sürdürüyordu.

 İslamiyet’in Gelişi ve Yayıldığı Dönemlerdeki Siyasi ve Sosyal Gelişmeler

  • Muhammet’in peygamber oluşu 610
  • Müslümanların Habeşistan’a hicreti 615
  • Müslümanların Medine’ye hicreti 622
  • Medine Sözleşmesi 622
  • Bedir Savaşı 624
  • Uhud Savaşı 625
  • Hendek Savaşı 627
  • Hudeybiye Savaşı 628
  • Hayber’in Fethi 629
  • Mute Seferi 629
  • Mekke Fethi 630
  • Huneyn Seferi 630
  • Taif Seferi 630
  • Tebük Seferi 631
  • Veda Haccı ve Hz.Muhammed’in Vefatı 632

 İslam Öncesi Arap Yarımadası (Siyasi Durum ve Toplumsal Yapı)

İslamiyet’ten önce Araplar çöl koşullarında göçebe bir yaşam sürüyordu. Şehirler az nüfusluydu ve hürler, mevaliler ve kölelerden oluşan üç toplumsal sınıf vardı. Hürler her türlü hakka sahipken, köleler alınıp satılıyordu. Bu dönemde Araplar arasında evlat edinme yaygındı. Evlatlık çocuk miras hakkında faydalanabiliyordu. Erkekler arasında çok eşlilik vardı ve kolay boşanılıyordu. Kadın çocuğu olmadan aileye kabul edilmiyordu. Kadınlar mirastan pay alamıyordu. Kabileler arasında kan davası ve çatışmalar yaygındı. Haram aylarında ise kabileler savaş yapmıyordu.

2 KONU - İSLAMİYET YAYILIYOR Hz. Muhammed Dönemi (571-632)

Bu dönemde İslam’a inananlar büyük sıkıntılar çekmiştir. İslam dini putlara tapma ve falcılık gibi birçok Arap kültürünü yasaklıyordu. Bu yüzden Mekkeli müşrikler bu köklü değişiklikleri göze alamadılar. Daha sonra da baskı ve şiddet uyguladılar. İlk olarak Müslümanlar Habeşistan’a hicret etti. Daha sonra öldürüleceğine dair haber alan Hz. Muhammet Medine’ye hicret etmiştir.

Bedir Savaşı (624): Mekkeli müşrikler Medine’ye hicret eden Müslümanların mallarının olduğu kervanı Şam’a gönderdi. Böylece Müslümanlar kervanın yolunu kestiler. Burada yaşanan savaşta Müslümanlar kazandı. Esir alınanlar okuma yazma öğretme ve fidye karşılığında serbest bırakıldı.

Uhud Savaşı (625): Bedir Savaşı intikamı için yeni bir savaş oldu. Hz. Muhammed’in tavsiyelerine uymayan Müslümanlar yenilmiştir. Ancak Mekkeliler geri dönmüştür.

Hendek Savaşı (627): Mekkeli müşrikler Müslümanları yok etmek için harekete geçti. İranlı sahabe Selman Farasi önerisiyle Medine etrafına derin hendekler kazıldı. Böylece Müslümanlar savaşı kazandı.

Hudeybiye Antlaşması (628): Medine’ye hicret eden Müslümanlar, Mekke hasretini gidermek ve Kabe’yi tavaf etmek istemiştir. Peygamberimizin onayı ile yola çıkarak Hudeybiye’de bir anlaşma imzalanmıştır. Anlaşmaya göre Müslümanlar Mekke’ye o yıl giremedi. Bu anlaşmayla Kureyş ittifakı dağıldı. Müşriklerin önde gelenler Müslüman oldu. Müslümanların varlığını Mekke resmi olarak tanıdı.

Hayber’in Fethi (629): Mekkeli müşriklerle iş birliği yapan Yahudiler Şam ticaret yolunu tehdit ediyordu. Bunun üzerine Hayber’e sefere çıkılarak  Şam ticaret yolu güven altına alınmıştır.

Mute Savaşı (629): Peygamberimiz komşu devlet ve hükümdarlara elçi ve mektuplar göndererek İslam’a davet etti. Gassani valisi elçiyi öldürdü. Bunun üzerine harekete geçilerek Bizans ordusundan yardım alan Gassani ordusu yıpratılmıştır.

Mekke’nin Fethi (630): Hudeybiye’den sonra Mekkeli müşrikler ve Müslümanların saldırmama anlaşmasına Mekkeliler uymadı. Bu yüzden Hz. Muhammet 10 bin kişilik orduyla Mekke’yi kuşattı ve direniş olmadan şehir alındı. Kabe putlardan temizlendi ve İslam önündeki büyük bir engel ortadan kalktı.

Huneyn Seferi (630): Mekke Müslümanlar tarafından alınınca Taifliler putperest kabilelerle ittifak yaparak bir ordu hazırladılar. Bunun üzerine Müslümanlar bu orduyu yenerek Arap Yarımadası içinde bulunan putperest tehdidi ortadan kaldırdılar.

Ta’if Seferi (630): Huneyn Savaşı’nda Taiflilerin yardımı yüzünden peygamberimiz buraya bir sefer düzenlemiştir. Ancak direniş  yüzünden şehir alınamamıştır. Daha sonra Taifliler İslamiyet’i kabul etmiştir.

Tebük Seferi (631): Bizans ordusunun Gassanileri kışkırtmasıyla Araplar üzerine büyük bir ordu hazırlandığı duyuruldu. Bunun üzerine hazırlanan ordu Tebük’e geldi. Bu haber asılsız çıktı ve savaş olmadan ordu geri döndü.

Medine Sözleşmesi

Hz. Muhammed’in hicret döneminde Arabistan genelindeki gibi Medine de karışıktı. Evs ve Hazrec isimli kabileler kendi arasında ve Yahudiler ile savaş halindeydi. Peygamberimiz burada kabileciliğe son vermek ve yerli halk ile Müslümanları kaynaştırmak istedi. Bunun için muhacir ve ensar arasında kardeşlik ilan etti. Böylece kişiler toplum olma bilincini kazandı. Şehirdeki topluluklar İslam Devleti’nin ilk yazılı anlaşması olan Medine Sözleşmesi’ni imzaladı.

3 KONU - Dört Halife Dönemi (632-661)

Peygamberimiz İslam dinin tebliğ ederken Müslümanların dünya işlerini de düzene koydu. Hicretten sonra İslam Devleti başkanlığı ve ordu komutanlığı yaptı. Öldükten sonra da bu görevi üstlenecek kişiyi tayin etmedi. Bunun üzerine yapılan görüşmeler sonunda Hz. Ebubekir ilk halife oldu. Bunda peygamberin hicrette yanında olması, ilk Müslümanlardan olması ve vefatından önce imamlık olması etkili oldu.

Hz.Ebubekir Dönemi: İlk zamanlarda İslam Devleti bazı karışıklıklar yaşadı. Dinden dönenlere ve zekat vermek istemeyerek devlete isyan edenlere karşı mücadele verildi. Daha sonra isyanlar bastırıldı ve ülkeye yeniden düzen getirildi. Bu dönemde Suriye fethi için Bizans’şa Ecnadeyn Savaşı yapıldı ve Suriye kapıları İslam devletine açıldı.

Hz. Ömer Dönemi: 2 yıllık Hz. Ebubekir halifeliğinden sonra Hz. Ömer ikinci halife olarak seçildi. Bu dönemde İslam devleti toprak olarak büyük gelişme yaşadı. Yermük Savaşı ile Suriye ve Filistin ele geçirildi. Daha sonra Amr bin As omutasında ordu Kudüs’ü kuşattı ve şehrin patriği Hz. Ömer’e şehrin anahtarını teslim etti.

Hz. Osman Dönemi: Hz. Ömer İranlı bir köle tarafından şehit edilince Hz. Osman halife seçildi. Bu dönemde Horasan ve Azerbaycan ele geçirildi. Şam valisi Muaviye’nin kurduğu donanma Kıbıs’ı fethetti Bizans’a karşı ilk deniz zaferi kazanıldı. Kuzey Afrika topraklarına akınlar oldu ve Tunus alındı.

Hz. Ali Dönemi: Hz. Osman da şehit edilince Hz. Ali iç karışıklıkların olduğu ve devletin parçalanma tehlikesi geçirdiği bir dönemde başa geldi. Bu yüzde halifeliği döneminde feth olmadı ve İslam toplumu karışıklıklarını çözmekle meşgul oldu. Bu dönemde siyasi hareketlerin yanında teşkilatlanma da gerçekleşti ve kültürel çalışmalar da ortaya kondu.

4 KONU - EMEVİLER (661-750) Hz. Ali’nin Hariciler tarafından şehit edilmesiyle Hz. Hasan halifeliğini ilan etti. Anca Muaviye güçlü ordusu sayesinde Müslümanların çoğunu etrafında topladı. Böylece Hz. Hasan kan dökmemek adına Muaviye’nin halifeliğini daha sonra seçim olması şartıyla kabul etti. Böylece İslam tarihinden halifelik 90 yıl boyunca Emeviler’de kaldı. Bu dönemde devlet merkezi Şam oldu. Muaviye yönetimi kabilecilik ve kılış gücüne dayandırdı. Daha sonra Muaviye oğlu Yezid’i veliaht tayin etti ve halifelik saltanata dönüştü.

Mevali: Azad edilen köle demektir. Emeviler İslam fetihlerinden sonra çoğunluğun Türklerden oluştuğu Arap olmayan Müslümanlar için kullanmışlardır. Mevaliler genel olarak daha çok vergi vermiş ve Araplar diğer Müslümanlardan daha üstün tutulmuştur.

ABBASİ DEVLETİ VE TÜRKLER 4.1. Abbasiler Dönemi’ndeki Siyasi ve Sosyal Gelişmeler (750-1258) Emevi Devleti’nin son dönem halifelerinin kötü yönetimi ve hanedan üyeleri arasındaki mücadeleler merkezî otoritenin zayıflamasına yol açmıştır. Uyguladıkları mevali politikası ve Kerbela Olayı gibi gelişmeler de buna eklenince Emeviler halk desteğini kaybetmiştir. Bu gelişmelere karşı Abbasi ailesi, Horasan’da eşitlik ve adalet düşüncesiyle isyan hareketi başlatmıştır. Emevi hanedanına karşı cephe alan Türklerin de dahil olduğu çeşitli grupların bu isyanda Abbasi ailesi ile birlikte hareket etmesi ayaklanmayı başarıya ulaştırmış ve Ebü’l-Abbas, Kûfe’de halife ilan edilmiştir. Abbasiler ikinci halifeleri Ebu Ca’fer el-Mansur zamanında Bağdat şehrini kurarak burayı devletin merkezi yapmışlardır. Halife Mansur Dönemi’nde, Arap ve mevali arasındaki fark ortadan kalkmıştır ve İranlılar, devlet içinde etkin konuma gelmiştir. Abbasi halifeleri, Sasanilerin yönetim yapısını örnek alarak vezirlik sistemini benimsemişlerdir. Mansur Dönemi’nde Anadolu’ya akınlar yapılmış ve Halife Mehdi Dönemi’nde Bizans vergiye bağlanmıştır. Abbasi Devleti, Harun Reşid zamanında en güçlü dönemlerini yaşamıştır. Bu dönemde tarım, ticaret, bilim ve eğitim düzeyi artmış; Bağdat, Doğu’nun en büyük ve en önemli ekonomik merkezi olmuştur.

5 KONU - ABBASİ DEVLETİ VE TÜRKLER Abbasiler Dönemi’ndeki Siyasi ve Sosyal Gelişmeler (750-1258)

Emeviler Mevali politikası ve Kerbela olayı gibi gelişmelerle halkın desteğini alamadı. Böylece Abbasi ailesi Horasan’da isyana başladı. Türklerin de desteğiyle Abbasi ailesi Küfe’de halifeliği ele aldı. Bu dönemde Arap ve Mevali farkı ortadan kalktı. Abbasiler tarım, ticaret, bilim ve eğitime oldukça önem vermişlerdir. Türklerin yaşadığı Samara adlı şehirler kurmuşlar ve burada ordularının temel yapı taşlarını oluşturmuşlardır. Ayrıca Çinliler’e karşı Talas Savaşı’nı Türklerin yardımıyla kazanmışlardır.

Mısır’da Kurulan İlk Müslüman Türk Devletleri

Tolunoğulları (868-905): Mısır’daki ilk Türk devletidir. Mısır ekonomisini düzenlemiş ve Tolunoğlu Ahmet Camiini bırakmışlardır.

İhşîdîler (935-969): Mısır’daki ikinci Türk devletidir. Kutsal topraklara hakim olan ilk Türk devletidir.

Memlûkler (1250-1517): Kıpçak kökenli kölemenler tarafından kurulmuştur. En önemli hükümdarları Baybars’tır ve Moğol istilasını ilk ve tek kez durduran devlettir. Kudüs ve Antakya’da haçlı kalıntılarını temizlediler. Kutsal topraklar ve Mısır’a birçok Türk eseri bıraktılar. Bir Türk devleti olan Osmanlı tarafından yıkılmışlardır.

6 KONU - İslam Sanatı

Tezhib: Altınlama anlamına gelir. Altın tozu ile kitap süslemede kullanılmıştır.

Hat: Güzel yazı sanatıdır. Bununla uğraşan kişiler Kuran ayetlerini yazmıştır.

Minyatür: Çok küçük resimlere ve resim sanatına verilen addır.

 Ebru: Kağıt üzerine özel yöntemle süsleme yapılması sanatıdır.

 ÜNİTE 1 - TÜRKLERİN İSLAMİYETİ KABULÜ VE İLK TÜRK DEVLETLERİ 1 KONU - TÜRKLERİN İSLAMİYET'İ KABULÜ Din değiştirme insanlık tarihi boyunca milletlerin en önemli olaylarından biridir. Çünkü tüm hayatları dinle birlikte değişir. Türkler ilk olarak Gök Tanrı inancına, daha sonra Budizm ve Maniheizm’e inanmıştır. Ayrıca Hazarlar Museviliği bazıları da Hristiyanlığı seçmiştir. Ancak 751 yılında Abbasiler ile Çin arasında olan savaşta Karluk’lar Arapları desteklemiştir. Böylece Türkler ilk kez İslamiyet ile tanışarak kitleler halinde bu dine geçmiştir.

Anayurtta Kurulan İlk Türk İslam Devleti

 KARAHANLILAR (840-1212): Orta Asya’daki ilk Müslüman Türk devletidir. Balasagun’da Bilge Kül Kadir Han tarafından kurulmuştur. Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet kabul edilmiştir. Daha sonra devlet ikiye ayrılmıştır. Ancak eski Türk gelenekleri bu devlet zamanında yaşamaya devam etmiştir.

Hindistan’da İslamiyeti Yayan Türk Devleti

GAZNELİLER (963-1187): Samanilerin Türk komutanlarından Alp Tegin 963 yılında Horasan’da kurdu. Hindistan’da hakimiyet süren devlet en parlak dönemini Gazneli Mahmut zamanında yaşadı. Bu dönemde Hindistan’a yapılan 17 sefer İslam’ı bu topraklara yaydı. Böylece Mahmut’a Sultan unvaı verildi. Ancak Dandanakan Savaşı’nda Selçuklulara yenilince Hindistan’a çekildiler.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157):  Batıya göç eden Oğuz Türkleri tarafından Maveraünnehir bölgesinde kuruldu. Dukak Bey tarafından kurulan devlet Selçuk Bey zamanında bağımsız olmuştur. Burada İslam’ı kabul etmiştir. Daha sonra Horasan’da artan sayısıyla güçlü bir devlet haline gelmiştir. Daha sonra Tuğrul ve Çağrı beyler döneminde iyice gelişmiştir.

Dandanakan Savaşı (1040) : Yurt arayışında olan Selçuklular Horasan’a yerleşmek için Gaznelilerle savaştı ve Sultan Mesut bu savaşta yenildi. Daha sonra Tuğrul Bey Horosan Emiri ilan edildi ve adına hutbe okutuldu.

Malazgirt Savaşı (1071): 1071 yılında Anadolu Türk varlığı için dönüm noktası olan bir savaştır. Bu yüzden de  Bizans ile Selçuklu arasında geçmiştir. Bizans imparatoru Romen Diyojen esir alınmıştır. Bizans ordusundaki Türk asıllı Uz ve Peçeneklerin Türk tarafına geçmesiyle Anadolu’nun kapısı Türkler’e açılmıştır.

2 KONU - BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ'NDE GÜÇ VE YÖNETİM YAPIS

Sultan: Devleti yöneten kişidir. Ülke hükümdar ailesinin ortak malıdır. Kut anlayışıyla devleti yönetir.

Tıraz: Kendi ad ve lakaplarının yazılı olduğu özel hükümdar giysisi.

Saray: Hükümdar ve ailesinin yaşadığı yerdir. Burada çaşnigir, candar gibi birçok görevli bulunur.

Hacibül Hüccab: Saray çalışanlarını denetleyen kişi.

Divan-ı Saltanat: Bütün devlet işlerinin görüşüldü ve karara bağlandığı yerdir. Başında vezir bulunurdu.

  • Divan-İnşa: İç ve dış yazışmaları yapardı.
  • Divan-ı İstifa: Mali ve idari işlerden sorumluydu.
  • Divan-ı İşraf: Mali ve idari işlerin teftişini yapardı.
  • Divan-ı Arz: Devletin askeri işleriyle ilgilenirdi.

Divan-ı Berit: Posta ve haberleşmeden sorumluydu.

Divan-ı Mezalim: Adalet işlerinden sorumluydu. Adalet şeri ve örfi hukuk olarak ikiye ayrılırdı. Şeri davalara kadılar bakardı. Baş kadıya Kadiul Kudat adı verilirdi ve sultan tarafından göreve getirilirdi. Örfi davalara ise Emir-i Dad bakardı.

Atabeylik: Selçuklu devletinde şehzadeler küçük yaşta eyaletlere melik olarak gönderildi. Yetiştirilmek ve idare etmek için de yanlarına eğitimlerinden sorumlu bir Atabey verildi. Daha sonra şehzadesi büyüyünce Atabeyler veziri ya da kumandanı oldu. Ancak sultanları kışkırtarak büyük taht kavgalarına yol açmışlardır. Böylece devlet zayıflama sürecine girmiştir.

 

Açık Lise 1. Dönem Kayıt Yenileme Son Gün
09 - EKİM - 2020