ÜNİTE 1 - DEVRİMLER ÇAĞINDA DEĞİŞEN TOPLUM- DEVLET İLİŞKİLERİ 1 KONU - DEVRİMLER VE DEĞİŞİMLER Fransız İhtilali’nin İmparatorluklara Etkisi

Ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı oluşan Fransız İhtilali beraberinde ulus, milliyetçilik, millî egemenlik, demokrasi, laiklik, adalet gibi kavramları getirdi.. İhtilalin ülkelerini etkilemelerinden çekinen devletler Avrupa’da Fransa’ya savaş açtı. Bu savaşlar Avrupa dengesini alt üst etti. Fransız İhtilali, özellikle çok uluslu yapıları olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Rusya ve Osmanlı Devleti’ni etkiledi. ı. Fransız İhtilali’nin yaymış olduğu milliyetçilik akımının etkisi ile I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde devlet sınırlarının Meriç Nehri’ne kadar gerilemesine, Balkan ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmalarına sebep oldu.

Osmanlı Devleti’nde Bağımsızlık Hareketleri

Osmanlı Devleti üzerinde emelleri olan devletler, milliyetçilik akımını azınlıklar arasında yaymaya çalıştılar. 1804 yılında başlayan isyan 1878 yılında Sırpların bağımsızlığı ile sonuçlandı. Sırplardan sonra 1821 yılında Rumlar isyan ettiler. İlk isyan eden Sırplar, ilk bağımsız olan azınlık Yunanlılar oldu. Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanması diğer azınlıkların da isyan ederek Osmanlı Devleti’nden kopmasını hızlandırdı.

Modern Siyasal İdeolojiler

Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan ve bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral ve estetik düşünceler bütününe “ideoloji” denir.

Liberalizm: Özgürlük, serbestlik anlamlarına gelen liberalizm, insanların özgürlüğünü savunan bir düşünce sistemidir. Liberalizmin siyasi bir teori olarak ortaya çıkmasında ise en büyük katkıyı İngiliz filozof John Locke yaptı. Laiklik ve tüm bireylerin eşit olması savunuldu.

Kapitalizm: serbest piyasa ekonomisi veya serbest girişim ekonomisidir. Özel teşebbüse ve piyasa serbestliğine dayalı bir ekonomi sistemidir. Tarım ekonomisine dayanan feodalizmin çöküşünden sonra Sanayi Devrimi ile kapitalizm ortaya çıkmıştır. Kapitalizmin merkezinde birey ve bireysel menfaatler ön planda tutulmuştur. Amaç en yüksek kar ve üretilen malları serbestçe satmaktır.

Sosyalizm: Sosyalizm, kapitalizme bir tepki olarak doğan ve kapitalizmin özel mülkiyet, piyasa ekonomisi ve kâr esasına karşı çıkan bir ideolojidir. Sosyalizmin amaçları eşitsizliği giderme, servet ve refah farklarını ortadan kaldırma, üretim araçlarını toplumun mülkiyetine geçirme gibi durumlardır.

Marksizm: Bilimsel Sosyalizmdir. Karl Marx ve Fredrich Engels ortaya atar. r. İşçi sınıfını ön plana çıkaran Karl Marx, bu sınıfa kapitalizmi yıkıp yeni bir düzeni oluşturma görevi verir. Marksizm’de irade, bireylere veya belirli bir gruba değil, işçi sınıfına verilmiştir.

Mutlak Monarşiden Anayasal Monarşiye

Anayasal gelenek ilk defa İngiltere’de başladı. Amerika’daki bağımsızlık savaşı sırasında ilan edilen “Amerika Bağımsızlık Bildirgesi” de Fransa’yı etkiledi. Burjuva sınıfı işçi ve köylülerin desteğini alarak Fransız İhtilali’ni başlattı. Bu durum özgürlükçü anayasaları ortaya çıkardı. Mutlak monarşilerin bir kısmı yıkıldı. Bir kısmı da yönetim şeklini yumuşatarak anayasal monarşiye geçti.

2 KONU - OSMANLI DEVLETİ’NDE MODERN ORDU TEŞKİLATI VE YURTTAŞ ASKERLİĞİ Zorunlu Askerlik Sisteminden Ulus Devlete

Ulus devletler zorunlu askerlikle güçlü bir ordu kurmayı hedefledi. Devlete bağlı bir okul sistemi geliştirerek zorunlu temel eğitim uygulamasına gidildi. . Osmanlı Devleti devletin birliğini sağlamak için zorunlu askerlik sisteminden yararlandı.

Osmanlı Devleti’nde Modern Ordu Kurma Çabaları

Nizam-ı Cedid Ordusu

Yeniçeri Ocağı, fonksiyonunu ve Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu dönemdeki etkinliğini yitirdi. 3. Selim e çağın gereklerine uygun, bütünüyle yenileşmiş bir ordu kurdu. Bu orduya da Nizam-ı Cedid adı verildi. Nizam-ı Cedit Ocağının gelişmesiyle Üsküdar’da Selimiye Kışlası inşa edildi.

Yeniçeri Ocağının Kaldırılması ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin Kurulması

  1. Mahmut’un tahta çıkmasını sağlayan Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa, kendine bağlı askeri kuvvetleri olan güçlü bir sadrazamdı. Sekban-ı Cedit Ocağının kurulmasını bahane eden yeniçeriler bu dönemde isyan etti. Alemdar Mustafa Paşa’nın Sekban-ı Cedit kuvvetleri ile halk ve yeniçeriler arasında adeta bir iç savaş yaşandı. Yeniçeriler, Alemdar Mustafa Paşa’yı öldürüp saraya doğru harekete geçti. Daha sonra Yeniçeri Ocağı yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni ordu kuruldu. Çağın gereklerine uygun bir yapıda oluşturulmak istendi. Modern harp sanatını öğrenmek amacıyla Avrupa’ya öğrenci gönderildi.

Düzenli Orduyu Devam Ettirme Çabaları

Her idari birime nüfusu dikkate alınarak bir asker kotası verilecek ve bu miktar doluncaya kadar 20-25 yaş aralığındaki Müslüman erkekler kura ile askere alınacaktı. Bu uygulamada ilk kez bedelli askerlik de uygulandı. Tanzimat yönetimi ilk kez Rumlara deniz kuvvetlerinde askerlik yaptırdı.

Osmanlı Devleti’nde Haberleşme ve Ulaşım

Telgraf: Elektrikli telgraf hattı, ilk defa 1855’te İstanbul’u Avrupa’ya bağladı. İlk kez Abdülaziz döneminde oluşturuldu.

Demir Yolları: Osmanlı Devleti’nde demir yolu ulaşımı ilk kez 1851’de Kahire ve İskenderiye arasındaki hattın yapılmasıyla başladı. Anadolu’da ise 1856 yılında İzmir-Aydın Demir Yolu’nun inşasıyla başladı. Osmanlı Devleti’nde en fazla demir yolu yapımı II. Abdülhamit Dönemi’nde Düyun-ı Umumiye İdaresi’nin kurulmasıyla başladı.

İkinci Abdülhamit Dönemi Eğitim Politikası

Birinci Abdülhamit otuz üç yıl tahtta kaldığı süre içinde eğitime büyük bir önem verdi. Eğitim faaliyetlerinde Türklerin yoğun yaşadığı Anadolu’ya ağırlık verildi. İlk dereceli okullarda İslamcılık, orta dereceli okullarda ise Osmanlıcılık akımını vermeye çalışan programlar uygulandı. Türkçülük anlayışı da yavaş yavaş okulların müfredatına girmeye başladı. Bu dönemde İlk kız idadisi, Ziraat ve Baytar Mektebi , Gümrük Mektebi, Hamidiye Ticaret Mektebi, Polis Mektebi, Sanayi-i Nefise Mektebi, Yüksek Öğretmen Okulu, Bağcılık ve Aşı Mektebi, Orman ve Maadin Mektebi, Çoban Mektebi, Zeytincilik ve Yağcılık Mektebi, Sulama Drenaj Mektebi gibi okullar açıldı.

3 KONU - OSMANLI DEVLETİ’NDE DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ Sened-i İttifak (1808)

Osmanlı eyaletlerinde mali, idari ve askeri kanunların oluşturduğu zeminin etkisiyle ayan adı verilen zengin bir zümre güç kazandı. Yapılan istişarelerden sonra ayanların katılımıyla Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın başkanlığında bir toplantı düzenlendi. Devlet ile tebaa arasında yapılan ve bir çeşit anlaşmaya benzeyen “Sened-i İttifak”, Osmanlı tarihinde başka bir örneği olmayan belgedir. Bu belge ile padişahın yetkileri sınırlandırıldı.

Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayunu-1839)

Tanzimat, Sultan Abdülmecit Dönemi’nde 1839 Tanzimat Fermanı’nın ilanı ile başlayan 1876 Meşrutiyet’in ilanı ile sona eren dönemdir. . Tanzimat, Osmanlı Devleti’ne Batılı anlamında bir düşünce ve yönetim şekli getirmek için Avrupa’dan esinlenerek yapılan programlı bir yenilik ve kültür hareketi olarak bilinir.

Tanzimat Fermanı ile Kabul Edilen Maddeler

  • Kanun önünde herkes eşit sayılacaktı.
  • Vergiler herkesin gelirine göre toplanacaktı.
  • Hiç kimseye yargılanmadan ve sorgulanmadan ceza verilmeyecekti.
  • Mahkemeler herkese açık olarak yapılacaktı.
  • Kişilere mülkiyet hakkı tanınacaktı.
  • Askerlik işleri düzene sokulacaktı.
  • Müsadere usulü kaldırılacaktı.

Ayrım yapılmaksızın bütün Osmanlı vatandaşlarının can, mal ve namus güvencesi devlet tarafından sağlanma sözü verildi.

Islahat Fermanı (1856)

Islahat Fermanı, Kırım Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne yardım eden İngiltere, Fransa ve Avusturya’nın isteğiyle hazırlandı. Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı gibi Osmanlı Devleti’nde yapılacak yeni bir düzenin çerçevesini çizdi. Ferman Hristiyanlara yeni haklar tanıdı.

Islahat Fermanı ile Getirilen İlkeler

  • İbadet ve törenlerin yapılması serbesttir.
  • Hristiyanların güvenli yaşama hakkı vardır. r. • Şehir ve kasabalarda bulunan kilise, manastır, mezarlık, okul ve hastane gibi yerlerin tamiri ve yapımına izin çıktı
  • Hristiyanlara hakaret edilmeyecek.
  • Bütün memurluklar ve okullar herkese açık olacaktır.
  • Bütün uyruklar eşit ve serbest bir şekilde ticari ve ekonomik faaliyette bulunabilecektir.
  • Herkes kendi mahkemesinde yargılanacak.
  • Müslüman olmayanlar da askere alınacaktır.
  • Müslüman olmayanlar da yerel meclislerde temsil edilecektir.
  • Bütün uyruklar için vergi eşitliği sağlanacaktır.
  • İltizam sistemi kaldırılarak vergiler doğrudan alınacaktır.

Birinci Meşrutiyet’in İlanı ve Kanun-i Esasi’nin Kabulü

Meşrutiyet’in ilanını isteyen ve kendilerine “Genç Osmanlılar” diyen bir grup aydın 1865 tarihinde İstanbul’da “Genç Osmanlılar Cemiyeti”ni kurdu. Genç Osmanlılar, yönetimi birçok konuda eleştiriyordu. Genç Osmanlılar İkinci Abdülhamit’i destekleyerek tahta geçmesinde önemli rol oynadılar. Kanun-i Esasi Mithat Paşa’nın başkanlığında kurulan bir komisyona hazırlatıldı. Osmanlı Devleti, İstanbul Konferansı’nın ilk oturumunun yapıldığı sırada Kanun-i Esasi’yi Babıali’de toplanan devlet adamları ve halk önünde törenle ilan etti. Böylece Türklerin ilk yazılı anayasası ortaya çıktı. haklar ve hürriyetler açısından bütün Osmanlı vatandaşları kanun önünde eşit oldu, din ve ibadet özgürlüğü, düşünce özgürlüğü geldi.

İkinci Meşrutiyet’in İlanı (24 Temmuz 1908)

İkinci Abdülhamit’in Meclis-i Mebusan’ı kapatıp anayasayı rafa kaldırması Osmanlı aydınlarının tepki gösterip muhalefet etmelerine neden oldu. Reval Görüşmeleri’nde Rusya ile İngiltere’nin Osmanlı topraklarını paylaştıkları haberi kısa sürede duyuldu. Bunun üzerine Selanik ve Manastır’da ayaklanma çıktı ve meşrutiyet yeniden geri geldi. Meclis’te her dinin, her milletin, her fikrin temsilcisi vardı. Padişahın hakları ilk kez bu kadar sınırlı hale geldi.

Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye

Ahmet Cevdet Paşa’nın çabasıyla Mecelle Cemiyeti milli bir medeni kanun hazırladı. Mecelle ile şeri kanunlar Batı standartlarında sistemli bir hale getirildi. Mecelle bir bakıma modern hukukla şeri hukukun sentezlenmesi oldu.

Dağılmayı Önleme Çabaları

Osmanlı Devleti’nin kurtuluşu için Batı’dan istifade suretiyle güçlenme ve ilerleme istekleri, belli başlı üç siyasi düşünce ile takip edildi. Aydınların öncülüğünde olan bu görüşler şöyledir:

Osmanlıcılık: Osmanlı Devleti’ne tabi bütün milletleri temsil etmek ve birleştirerek bir Osmanlı milleti oluşturma üzerine kuruludur. Meşrutiyet’in ilanından kısa bir süre sonra Berlin Antlaşması ile Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsız olması Osmanlıcılık fikrine büyük bir darbe vurdu.

İslamcılık: Osmanlı Devleti’nin sınırlarında ve dünyanın değişik coğrafyalarında yaşayan bütün Müslümanları Osmanlı çatısı altında toplama düşüncesi ortaya çıktı. İkinci Abdülhamit, İslam birliği siyasetini gerçekleştirmek için sahip olduğu “halife” sıfatını etkin bir şekilde kullandı. Ancak Araplar savaşlarda ihanet edince bu fikir de etkisini yitirdi.

Türkçülük (Milliyetçilik): Avrupalı devletlerin Tanzimat’a, Islahat’a ve Meşrutiyet’e rağmen Osmanlı Devleti’ni parçalamaya yönelik faaliyetlerini durdurmaması üzerine oluşmuş bir fikir akımıdır. Asıl hedef Osmanlı Devleti’nin dağılmasını önlemekti.

31 Mart Darbesi

31 Mart Vakası, esas itibariyle siyasi ve askeri bir isyandır. İsyan eden askerler Sultanahmet Meydanı’nda toplandılar. Daha sonra İttihatçıların Selanik’ten getirdiği Hareket Ordusu isyanı bastırdı ve yönetimi tekrar ele alarak meclisin açılmasını sağladı.

Babıali Baskını

31 Mart Ayaklanması sonucu, II. Abdülhamit, tahttan indirildi. Bu gelişmeyle İttihat ve Terakki ülke yönetimine tamamen hakim oldu. Balkan Savaşları sırasındaki kötü gidişat Enver Paşa yönetiminde İttihatçıların Babıali’yi basarak yönetime el koymasına yol açtı. İttihat ve  Terakki böylece ülkede tek başına iktidar oldu.

ÜNİTE 2 - SERMAYE VE EMEK 1 KONU - 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması Napolyon Savaşları sonrasında Osmanlı Devleti’nin dış ticaret hacmi genişlemişti. Sanayileşmiş ülkelerden ithal edilen mamullerin rekabeti karşısında zanaatlara dayanan üretim faaliyetleri geriledi. Kırsal alanlarda tarım ve tarım dışı üretim yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanı dolayısıyla devlet ekonomik açıdan zor bir döneme girdi. Rus tehlikesine karşı Osmanlı Devleti, İngiltere’den yardım almak için Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzaladı.

1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması Maddeleri

  • Tekel sistemi kaldırıldı. İngilizlere diledikleri miktarda ham maddeyi satın alma hakkı verildi.
  • İç ticarete Osmanlı vatandaşlarının yanı sıra İngilizlerin de katılması öngörüldü.
  • İngilizlerle olan transit ticaretten alınan vergi kaldırıldı.
  • İngiliz vatandaşları, Osmanlı ürünlerini, Osmanlı tebaasından tacirlerle aynı vergi koşulları altında satın alma hakkına sahip oldular.

1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması Sonuçları

  • Osmanlı pazarları büyük oranda yabancıların denetimine geçti.
  • Avrupa ile rekabet edemeyen Osmanlı esnafı yavaş yavaş faaliyetlerini durdurmak mecburiyetinde kaldı.
  • Osmanlı ham maddeleri daha fazla ücret teklif eden Avrupalı tüccarlara satıldığından bu ham maddelerin fiyatlarında büyük artışlar oldu.
  • 1850’de yapılan değişiklik ile gümrük gelirlerinin düşmesinden ve Kırım Savaşı’nın getirdiği maliyetten dolayı devlet iç ve dış borçlanmaya gidildi.

2 KONU - OSMANLI DEVLETİ’NİN SON DÖNEMLERİNDE EKONOMİK HAYAT Dış Borçlar Sorunu

Osmanlı bürokrasisi dış borçlanma konusunda uzun süre tereddüt etti ancak 1853 yılında başlayan Kırım Savaşı  devam ederken 1854’te Osmanlı Devleti, Avrupa mali piyasalarında uzun vadeli tahvil satışı  yaptı. Osmanlı Devleti Avrupa borsalarından giderek daha da kötü şartlarda büyük miktarlarda borç aldı. Sonuç olarak dış borçlanma devletin kaldıramayacağı ağır bir yük oldu.

Düyun-ı Umumiye İdaresinin Kuruluşu

1854-1874 yılları arasında Osmanlı Devleti on beş defa borçlandı. Bu borçlanmalar, Avrupalı kredi kuruluşları için güzel yatırımlardı. 1875 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti artık Batılı devletlerden ve bankerlerden borç alamayacak duruma geldi. 93 Harbi ekonomiyi çok yordu. “Muharrem Kararnamesi” doğrultusunda “Düyun-ı Umumiye İdaresi” kuruldu. Çalışmalarına başlayan meclis, kendisine bağlanan vergileri doğrudan toplamakla yetkili hale geldi.

ÜNİTE 3 - 19 ve 20. YÜZYILDA DEĞİŞEN GÜNDELİK HAYAT 1 KONU - İMPARATORLUKLARIN ULUS DEVLETLERE DÖNÜŞMELERİYLE YAŞANAN DEMOGRAFİK DEĞİŞİM Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımı, bünyesinde çok sayıda ulusu barındıran imparatorluklar için bir yıkıma dönüştü. İmparatorluklar içerisindeki milletler bu fikirlerden etkilenerek özgürlüklerini almak için kral ve imparatorla mücadeleye giriştiler. Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan milletler, Fransız İhtilali’nden zaman içinde etkilendi. Daha sonar tüm milletler tek tek Osmanlı’dan kopmaya başladılar. Ulus devletler, siyasi otoritenin tek merkezde toplandığı, merkezî otoritenin tek bir anayasa ile sağlandığı, yasama organının yaptığı kanunların tamamının bütün ülkede uygulandığı ve tek bloklu toplum yapısının benimsendiği üniter bir yapıya büründüler.

Avrupa’da Yaşanan Değişimlerin Osmanlı Devleti’ne Etkileri

Avrupa’da yaşanan ihtilaller doğal olarak Osmanlı Devleti’ni de etkilemiştir. Osmanlı Devleti, Avrupa’da yaşanan olayları yakından takip etti. Osmanlı Devleti’ni parçalamayı ve çökertmeyi hedefleyen Avrupalı devletler, Balkanlar’dan başlamak suretiyle yaptıkları kışkırtmalarla Osmanlı topraklarında milliyetçi ayaklanmaları destekledi. Yunanlılar, Sırplar, Bulgarlar ayaklandı. Osmanlı Devleti ayaklanmaları bastırmak için uğraştıysa da siyasi, ekonomik ve askeri olarak büyük kayıp yaşadı. Osmanlı Devleti’ne Balkanlar’dan, Kafkaslardan ve Kırım’dan kitlesel göçler olmuştur. Baskı ve katliamlara maruz kalan Müslüman ve gayrimüslim halklardan insanlar Osmanlı Devleti’ne göç etti. Bu göçler bazı sorunları da beraberinde getirdi. Osmanlı topraklarında barınma, beslenme, sağlık ve yerleşme sorunları yaşandı. Osmanlı Devleti, göç edenlerin ülkede hayatlarını sürdürebilmeleri için arazi, tohumluk, ev gibi yardımlar yaptı. Anadolu’ya göç eden kitleler Osmanlı demografik yapısını önemli ölçüde değiştirmiştir.

Kamuoyu Kavramının Ortaya Çıkması

Kamuoyu kavramını İngilizler, “halkın düşüncesi” olarak tanımlar. Fransa’da salonlar, İngiltere’de kahvehaneler ortaya çıktı. Londra’daki kahvehaneler gazetelerin okunduğu, edebî eserlerin ve diğer sanatsal etkinliklerin tartışıldığı başlıca bilgilenme ve haberdar olma yerleriydi. Osmanlı Devleti’nde kamuoyunun şekillenmesi Batı ile temas ve matbaanın yaygınlaşmasıyla belirginleşti. İlk gazeteyle halkın devletin yaptıklarından haberdar olması Osmanlı’daki ilk kamuoyu uygulaması sayılır.

Avrupa ve Osmanlı Şehirlerinde Yaşanan Değişim

Modern şehirler Avrupa’da Sanayi Devrimi ile başlayan sanayileşmeyle oluştu. r. Şehirler, modernliğin, bilimin, uygarlığın ve ilerlemenin kaleleri oldu. 1800’lerde Avrupa’da hızlı bir şekilde şehirlere göç eden işsizler ordusu fabrikaların etrafına yerleşmeye başladı. Şehirler sadece sağladıkları iş imkanları ile değil sundukları hizmetlerle de çekim merkezi haline gelmiştir. Bütün bu gelişmeler beraberinde birtakım sıkıntılar da getirmiştir. Konut sıkıntısı, hava ve su kirliliği, artık maddeler, işçi mahallelerinin içinde bulunduğu kötü koşullar kentin ciddi sorunları olarak ortaya çıktı.

Osmanlı Devleti’nde modern anlamda şehirlerin kuruluşu Avrupa’dan farklı oldu. En büyük sebep sanayileşmenin geç başlaması oldu. 1900’lerde ülkenin dış pazarlara açılması, ulaşım ve tarım teknolojisindeki gelişmeler şehirleşmeyi getirdi. Avrupa’ya özenen Osmanlı eliti, yangınların kasıp kavurduğu, bakımsız İstanbul’a yeni bir çehre kazandırma arzusundaydı. Avrupa’dan getirttiği uzmanlara büyük projeler hazırlatıldı. Bölük pörçük de olsa İstanbul’un kent dokusunu değiştirmek için çalışmalar yapıldı. Yeni yollar açıldı, tramvaylar işledi, tünel yapıldı, eğri büğrü çıkmaz sokakların yerini düz sokaklar aldı. Devletin kaybettiği topraklardan aldığı yoğun göç, şehirlerin büyümesine ve şehirler etrafında göçmen mahallelerinin oluşmasına neden olmuştur. Şehirleri düzenleyen eski kurumların ihtiyaca cevap verememesi nedeniyle belediye kurumlarının yaşama geçirilmesi ve başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde kent planlamasının yapılması da şehirleşme konusunda Osmanlı Devleti’nde yaşanan diğer önemli gelişmelerdir.

Açık Lise 1. Dönem Kayıt Yenileme Son Gün
09 - EKİM - 2020